önce iç dünyanızda özgür olmalısınız

hepimiz hayatta mutlaka bir şey(ler) istiyoruz. gerçi bence çoğumuzun bu isteme konusunda kafası biraz karışık. çünkü bir çok insan sadece isteme noktasında kalıp hemen istediğini bekleme moduna geçiyor. gerçek öyle işlemiyor ne yazık ki. istediğimize ulaşmamız ancak bizim eyleme geçmemize bağlı. ve bu eylem rastgele değil planlı olmalı. yani hedefimiz her neyse, ona uygun hareket etmek ve seçimlerimizi ona uygun yapmak durumundayız.

mutluluk“istemek” noktasında kaldığımız için de gerçekten istemenin nasıl bir his olduğunu da bilemiyoruz doğal olarak. bir şeyi çok istemek nasıl bir his acaba? mesela daha özgür hissetmeyi arzuluyor musunuz? kendinize şunu sorun; “gerçekte özgürlük hedefime ulaşmadan önce kendimi iç dünyamda nasıl özgür hissedebilirim?” hayatımızı, olduğu şekliyle kabullenmemiz, önce kendimizi olduğumuz gibi kabullenmemizden geçiyor. beyin, birbirini tamamlamayan düşüncelerin birbirini desteklemesini de sağlayamıyor. çünkü bu bir çelişki. insan kendini kabullenmemişse, içinde bulunduğu hayatı ve ortamı da kabullenemiyor. bir bütünlük olmalı.

belki şu anda kendinizi olduğunuz gibi kabullenmemiş olabilirsiniz. eğer öyleyse; ilk niyetiniz kendinize, kendinizi olduğunuz gibi kabullenmenize izin vermek olabilir. iç dünyanızda özgür olma duygusunu bir kez deneyimlediğinizde, dış dünyada bunu yaratma özgürlüğünü elde edebilirsiniz.

nasıl?

iç dünyamızdaki neşe, huzur, yaratıcılık, canlılık gibi duygular bize içsel özgürlüğü getiriyor. hayat üst üste dizilmiş tuğlalar gibi gelişmiyor, daha çok iç içe geçmiş daireler (hatta küreler) gibi genişliyor. dolayısıyla, hemen “nasıl neşeleneceğim”, “bana huzur
vermiyorlar ki huzurlu olayım”, “sanki yaratıcı olmak istediğinde hemen yaratıcı olunabiliyor mu ki” gibi bizde yaratılan önyargılarla sayısız duvarlar örmeye çalışmak yerine hayata olumlu tarafından bakmayı seçebiliriz.

iç dünyamızın özgürleşmesi olumlu olmakla mümkün. ve tabi ki olumlu olmak için önce ayrıca çalışmak gerekiyor. güzellikler için çaba vermek zorundayız çünkü beyin, öğrenmek zorunda kaldığında gelişme gösteriyor. olumsuzluk için ise herhangi bir çaba göstermek gerekmiyor. o yüzden olumsuz düşünce yapısı kişisel gelişim açısından olumlu bir zemin değil.

umarım dünyada içsel özgürlüğünü elde etmiş kişiler çoğunlukta olur.

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x