içgüdüleriniz ne söylüyor?
çoğunlukla duygularımıza çok odaklı oluyoruz. ama çok fazla duygu üst üste geldiği zaman hangisinin doğru olduğunu anlamak o kadar da mümkün olmuyor. duygularımız, farklı sebeplerden dolayı hissettiklerimizden oluşan bir karnaval yaratıyor. karar vermemiz gereken bir şey için hem olumlu hem de olumsuz birden fazla duygu besleyebiliriz. bu durumda duygularımız karar vermemizi engellemeye başlar. o yüzden karar vermemiz gereken birden fazla seçenek olduğunda ortalık toz duman olmaya başlıyor. hele ki her bir seçeneği gerçekleştirebilecek donanıma sahipsek… yani tek yapmamız gereken karar vermek. o yüzden, duygularımız her zaman karar vermede belirleyici bir rol oynamak durumunda olmayabilir.
peki, kararsız kaldığınız böyle bir durumda içgüdünüz neler söylüyor acaba? duygularımız çoğunlukla karmaşaya yol açarken içgüdümüz her zaman sakindir. bize mesajlar gönderir. ve bu mesajları okuyor olmak önemli. zira mesajların yerine ulaşmamasının nedenlerinden biri de bahaneler (ayrı bir yazı konusu).
gerçekten ne istediğinizi anlamak, bulmak istiyorsanız içgüdülerinizi dinleyin. zihninizin mantıklı, açıklayıcı veya makul olan değil; tam olarak içsel ihtiyacınıza derinden dokunan tarafından bahsediyorum. mesela, mutluluk mu istiyorsunuz? arayışınız bu mu? tam şu anda bu duyguyu başlatmak için ne yapabilirsiniz? belki güneşli bir yaz günü parkta arkadaşlarınızla bisiklete binmek size mutluluk veriyor… bu enerjiyi açığa çıkarın ve yaptığınız her şeye beraberinizde getirin.
bu içsel duygunun dışta yaratacağı şey ikincil sonuçtur. öncelikli olan bunu gerçekten deneyimlemek için ne yapılması gerektiğini bulmak. ondan sonrası ise yapılması gerekenleri hayata geçirmek için yapılması gereken seçimleri yapmak. söylendiği kadar kolay. ama işe önce içimizde yarattığımız labirenti oluşturan duvarlardan kurtulmakla başlasak çok daha iyi olur…