hayat, risk almakla; ilk anda hiç bir zaman yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri yapmakla; biraz çılgın olmak, kalbini takip etmek ve başkaları ne der diye endişelenmemekle ilgili. ve hepsinden önemlisi, kim olduğunuzu ve ne olduğunuzu öğrenmeyi sevmekle ilgili.

 

hayallerinizi tozlanmaya bırakmayın

hayallerin için harekete geçeğer kalbinizin nerede olduğunu bilmek isterseniz, düşünürken aklınızın nereye gittiğine bakın. çoğunlukla kalbimizin sesini dinlemiyoruz çünkü doğduğumuzdan itibaren bizi “daha iyi yetiştirmek” adına ailemiz, “daha iyi eğitim” adına öğretmenlerimiz, “bize iyilik yapmak” adına çevremiz fikirlerini yüksek sesle söylüyorlar. toplumun beklentileri, insanların birbirlerine ne yapmalarını gerektiğini empoze etmekten dolayı çok keskin.

meslek seçimini gönlümüzden geçene göre değil cebimize gireceği düşünülen paraya göre yapmaktan veya çevremiz ne der endişesiyle hayatımızı “çevre ne der” endeksli yaşamaktan kalbimizin sesini dinlemeyi bırakmış durumdayız. bazılarımızın “söylemesi kolay” dediğini duyar gibiyim. evet, bu doğru; söylemesi kolay ve hayata geçirmesi zor. ancak, bunun benim hayatımla ya da sizin hayatınızla ilgisi yok. bu tam olarak, yaşamak istediğimiz hayata duyduğumuz özlemin arkasında durmak ve bu hayali hedefe dönüştürerek hayata geçirme cesaretini göstermekle ilgili. geriye kalan her şey bahane.

ve her şeyden önce; bir hayaliniz varsa, artık bunu önemseme zamanı.

steve jobs’ın söylediği gibi “zamanınız sınırlı, o yüzden başka birinin hayatını yaşayarak boşa tüketmeyin. başka insanların düşüncelerinin sonucu yaşadığınız inançların içinde sıkışıp kalmayın. başka insanların düşüncelerinin yarattığı gürültünün; iç sesinizi, kalbinizi ve önsezilerinizi bastırmasına izin vermeyin. onlar bir şekilde sizin gerçekte ne olmak istediğinizi zaten biliyor. geriye kalan her şey ikinci planda.”

 

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x