hayat, risk almakla; ilk anda hiç bir zaman yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri yapmakla; biraz çılgın olmak, kalbini takip etmek ve başkaları ne der diye endişelenmemekle ilgili. ve hepsinden önemlisi, kim olduğunuzu ve ne olduğunuzu öğrenmeyi sevmekle ilgili.
şu an sahip olduğunuz güzel şeyleri önemseyin
ne yazık ki elimizdekilerin kıymetini bilmiyoruz. o yüzden hızla kaybediyoruz ve sürekli geçmişte sahip olduklarımızı özlediğimizi söylüyoruz. oysa ki geçmişte sahip olduklarımıza takılmak yerine şu anda sahip olduklarınıza şükrettiğimizde onları geleceğe, hem de çok daha iyi durumda taşıyabiliriz… çünkü bu, elimizdekilerin kıymetini
bildiğimiz anlamına geliyor. gününüzün ne kadar iyi veya ne kadar kötü geçtiğinin ötesinde uyandığınız her gün için şükran duyun.
bir yerlerde birileri kendi hayatı için savaşıyor. ne kaybettiğimizi düşünmek yerine başkalarının kaybettiği bir şeylere sahip olduğumuzu düşünmemiz, elimizdekilerin değerini bilmemiz gerektiğini hatırlatacaktır. her kötü olayın bir iyi tarafı var; ondan alacağımız ders. dersin ne olduğunu anlamak için düşünmek yerine, tamamen kaybettiklerimize odaklanıp hayıflandığımızda kaybımızın tekrarlanmaması için ne yapmamız gerektiğini düşünmüyoruz demektir. olana çare yok. bu durumda, olmasını istediğimize odaklanmak daha mantıklı değil mi?
geçmişi geri getirmek mümkün değil; bugün sahip olduklarımızın değerini bilmediğimizde yarın yine bugün sahip olduklarımız için üzüleceğiz. bu bir anlamda yaşama değer vermemekten pek de farklı değil. mutlu olmak ve hayattan keyif almak bizim dışımızda herhangi bir etkene bağlı değil. anın farkında olup, isteklerimize odaklanarak günü yakaladığımızda, arzu ettiğimiz geleceği inşa edebiliriz… o yüzden sahip olduklarınızı önemseme zamanı içinde bulunduğunuz andır.