şartlar, hayatı elbette mutsuz kılabilir. ancak, mutsuzluğun bir bölümü -çoğunlukla da büyük bir bölümü- bizim düşüncelerimiz, davranışlarımız ve alışkanlıklarımızdan kaynaklanıyor. belki seçim olarak görmeyebilirsiniz ama alışkanlıklar bir düşünce biçimi olduğuna göre farklı düşünmeyi seçmekten bahsedilebilir.
mutsuzluğa neden olan bir çok alışkanlık var; ancak, kendi içinde ve küçük dünyasında en yıkıcı etkiye sahip 7 tanesini ele çoğumuzun ortak yönü. şöyle ki;
1. mükemmeli hedeflemek.
hayat, siz mutlu olmadan mükemmel olmak zorunda mı?
mutlu olmak için mükemmel bir davranış göstermek ve mükemmel sonuçlar almak zorunda mısınız?
o zaman mutluluğu bulmanız o kadar kolay olmayacak. üstesinden gelebileceğinizin ötesinde hedefler koymak özgüveninizi düşürür ve iyi veya mükemmel sonuçlar almak için yeterince iyi olmadığınızı hissini yaşarsınız. siz ve yaptığınız şey, zaman zaman bir şeylerin mükemmel gitmesi hissi dışında, hiç bir zaman yeterince iyi olmayacak.
2. olumsuz sesler denizinde yaşamak.
hiç kimse ıssız bir adada yaşamıyor. kimle sosyalleştiğimiz, okuduklarımız, seyrettiklerimiz ve dinlediklerimiz düşüncelerimiz ve hissettiklerimiz üzerinde büyük etkiye sahip.
olumsuz seslerin sizi aşağı çekmesine izin verdiğinizde mutlu olmak çok zorlaşır. o sesler size, hayatın büyük kısmının her zaman mutsuz, tehlikeli ve sınırlar ve korkularla dolu olduğunu söyler. o sesler, hayata olumsuz açıdan bakar.
3. geçmişte ve gelecekte fazlasıyla takılı kalmak.
zamanınızın çoğunu geçmişle geçirir ve eski acı hatıraları, çatışmaları, kaçırılmış fırsatları tekrar yaşarsak fazlasıyla can acıtıcı olur. bunun yanında aynı şekilde gelecekle ilgili, işimizde, ilişkilerinizde ve sağlığınızda olabilecek olumsuz gelişmelere zaman ayırmak kafanızda sürekli felaket senaryoları kurmanıza neden olur. hayatı yaşadığınız anın içinde olmamak, bir çok muhteşem anı kaçırmanıza neden olur.
daha mutlu olmak istiyorsanız bu iyi bir şey değil.
4. kendinizi ve hayatınızı, başkaları ve başkalarının hayatlarıyla kıyaslamak.
yaygın ve yıkıcı bir günlük alışkanlık da sürekli hayatınızı ve kendinizi başka insanlar ve onların hayatlarıyla kıyaslamak; arabanızı, işinizi, paranızı, ilişkinizi, sosyal popülerliğinizi vs. … sonuçta, özgüveninizi yere çalıyorsunuz ve olumsuz hisler yaratmış oluyorsunuz.
5. hayattaki olumsuz detaylara odaklanmak.
içinde buluduğunuz durum ne olursa olsun, olumsuz açıdan baktığınızda ve o detaların içinde kaybolduğunuzda kendinizi mutsuz kılacağınıza emin olabilirsiniz. hatta çevrenizdeki insanları da kendi mutsuzluğunuza sürükleyeceksiniz.
6. dünyanın sizin etrafınızda döndüğüne inandığınız için hayatınızı kısıtlıyorsunuz.
eğer dünyanın sizin etrafınızda dödüğünü ve insanlardan farklı düşündüğnüz için sizin hakkınızda kötü düşüneceklerini veya konuşacaklarını düşünüyorsanız o zaman hayatınızı kısıtlıyorsunuz demektir. peki bu nasıl oluyor?
yeniliklere ve gelişime kapalı oluyor insan. iletişimde bulunduğunuz insanların sizi eleştireceğini ve olumsuz düşüneceklerini veya her zaman bunun bir hata olduğunu düşünebilirsiniz. bu arada, kendi utangaçlığımın, insanların söylediklerime veya yaptıklarıma çok aldırış ettiklerini düşünmemden kaynaklandığını farkettim.
7. hayatı gereğinden fazla karmaşıklaştırmak.
hayat epey karmaşık olabilir. bu durum stres ve mutsuzluk yaratabilir. ancak, bunun çoğunluğu bizden kaynaklanıyor. evet, dünya giderek daha karmaşık hale geliyor ama bu, hayatımızı biraz daha basitleştirecek yeni alışkanlıklar yaratamayacağımız anlamına gelmiyor.
yukarıda yazan alışkanlıkların hepsinin bir çözümü var ama önce bir tespit yapmakta fayda var tabi ki. eğer yukarıdaki alışkanlıklar karşısında “elimden ne gelir ki” diye düşünüyorsak, belki de aslında hiç sorun etmeyeceğimiz bir çok detayı hayatımızın merkezine koyup kendimizi sıkıntıya sokmayı seçiyoruz demektir. sorunu ne kadar büyütürsek, çözümü de o kadar zor (hatta bazı durumlarda imkansız) gelir. ama soruna odaklanmak yerine çözüme odaklanmışsak (öyle veya böyle) o çözümü elde ederiz.
bazen problemi çözmeden önce kaynağını bilmek çözüm için yardımcı olabilir. ancak şu bir gerçek ki mutluluğu veya mutsuzluğu seçiyoruz. mutluluğu seçme konusunda çoğumuzun direnci oluyor; ama mutsuzluğu seçmeyi çok doğal bir şekilde yapıyoruz; çünkü aslında mutsuz olmak için pek de bir şey yapmak gerekmiyor… mesela mutsuz olmak istiyorsanız şu yazı ilginizi çekebilir.
henrik edberg'in yazısından tercüme ve esinlenme
