hayatımızın en büyük hayal kırıklıkları çoğunlukla boşa çıkan beklentilerimizden kaynaklanıyor. konu özellikle ilişkiler ve insanlararası etkileşim olduğunda, bu doğru. başkalarıyla ilgili beklentilerimizi azalttığınızda, hem kendi hayatınızdaki hem de onların hayatındaki hayal kırıklığı ve acıyı büyük ölçüde azaltmış olursunuz ve bu, ilişkide gerçekten önemli olan detaylara odaklanmanızı sağlar.

 

başkalarının sizi sevmesini beklemeyin

birinin sizi istemediğini veya değersiz gördüğünü düşünebilirsiniz; ve belki de bir başkasına paha biçilmez olarak görünüyorsunuzdur. her şeyden önce kendi değerinizi siz bilmelisiniz. size değer arkadaşlıkverdiğini hissettiğiniz insanlarla beraber olun. insanlara karşı ne kadar iyi olursanız olun her zaman sizi eleştirecek olumsuz biri olacaktır. gülümseyin, umursamayın ve devam edin.

herkesin sizi beğenmesi gerektiği gibi bir hisse kapılmayın. bu imkansız bir durum. aslında en zoru, kendinizle olan savaş. ve insanların sizi sevmesi için uğraşmanız faydasız, çünkü herkes sizi sevmeyecek. hatta bazen sırf “farklı” olduğunuz için insanlar size isim takacaklar. bunda hiç bir kötü bir taraf yok. çünkü sizi farklı yapan şeyler aslında sizi SİZ yapan şeyler. ve doğru insanlar bu farklılıklarınızı sevecekler. bundan şüphe etmeyin.

kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. o yüzden insanların (ya da bazı insanların) sizi sevip sevmediklerinden ziyade, sizin kendinizi sevip sevmediğiniz çok daha önemli. bu “sevilme” konusu tabi ki tavırdan bağımsız bir durum değil. ancak, kendi tavrımızın bozuk olup olmadığını kişisel gelişime açıksak anlayabiliyoruz. her şeyden önce kendimizi doğru sorgulamış olmamız önemli. doğal olarak, yukarıda yazanlar, çevrenizdeki insanları inciten bir tavrınız yoksa geçerli.

kısaca; başkalarının sizi sevmesini beklemeyin; siz insanları sevin… insanlara küserek hayat daha iyi olmuyor. ama sevgi dolu olduğunuzda, insanları olduğu gibi kabullenme gücüne sahip oluyorsunuz. sevgiler 😉

 

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x