hayatımızın en büyük hayal kırıklıkları çoğunlukla boşa çıkan beklentilerimizden kaynaklanıyor. konu özellikle ilişkiler ve insanlararası etkileşim olduğunda, bu doğru. başkalarıyla ilgili beklentilerimizi azalttığınızda, hem kendi hayatınızdaki hem de onların hayatındaki hayal kırıklığı ve acıyı büyük ölçüde azaltmış olursunuz ve bu, ilişkide gerçekten önemli olan detaylara odaklanmanızı sağlar.

 

insanlardan, aklınızı okumalarını beklemeyi bırakın

evet, zihin okuyabilenler dışında insanlar aklınızı okuyamaz. siz düşündüklerinizi söylemediğiniz sürece kimse aklınızda ne olduğunu, ne düşündüğünüzü hiç bir zaman bilmeyecekler. patronunuz? en ilginci de o. siz performansınızdan ötürü terfi beklerken o bunun farkında olmayacak, çünkü beklentinizi söylemediniz. hoşunuza giden kişiyle bir türlü konuşamadınız çünkü çok utangaçsınız. ha evet, çünkü siz bir türlü konuşacak fırsatı vermedi; çünkü siz böyle bir talepte bulunmadınız.

hayat, sizin düşündüklerinizin başkaları tarafından algılanıp size geri dönüş yapacağı bir yer değil. insanlarla iletişimin kurmak durumundasınız. ve bu iletişim çoğunlukla sözlü olmak zorunda; yani ses tellerinizi kullanıp ilk sözü sizin söylemeniz gerekiyor. insanlara ne düşündüğünüzü söylemelisiniz. bu kadar basit aslında.

ne yazık ki bir çoğumuzun yaptığı şey başkalarının bizi anlamaları gerektiği yönünde. “mutsuzluğumu, ilgimi, çalışmamı vs. görmüyor mu” demeniz sonucu değiştirmeyecek. aslında, bu “görmüyor” mu savunması, kişinin kendisinin iletişim kurmaktansa karşısındaki insanın iletişim kurmasını tercih etmesinden kaynaklanıyor -ki hayatta mutluluğu ve başarıyı örseleyen bir yaklaşım.

o yüzden, insanlardan aklınızı okumasını beklemeyi bırakın ve iletişim kurun… sadece bakışarak olmaz. sonuçta; alacağınız cevap olumlu da olsa olumsuz da olsa, hayatınızdaki gelişmeleri hızlandıracak ve her birimiz için çok değerli olan ve sizin için de değerli olduğunu düşündüğüm zamanınızı harcamamış olacaksınız.

 

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x