duygular yönetilebilir mi?
mutlu olduğumuzda gülümsüyoruz, ve üzgün olduğumuzda da yüzümüz asılıyor. bunu farketmeyen yoktur sanırım… ama soru şu; bu durum, öyle hissettiğimiz için mi olur yoksa güldüğümüzde mutlu veya yüzümüz astığımızda üzgün mü oluyoruz? yani sırf yüzümü astığımda ruh halim düşer mi; ya da gülümsediğimde neşeli olur muyum? bir araştırmaya göre duygularımız, ilgili oldukları yüz ifadeleri tarafından takviye ediliyor hatta yönlendiriliyormuş.
bu konudaki ilk fikri ortaya atan charles darwin‘e göre duygusal tepkiler hislerimizi tetikliyormuş. şöyle diyor; “duyguları ifade etmek, onları yoğunlaştırıyor“. hatta 19. yüzyılda yaşamış olan psikolog william james daha ileri giderek 19. yüzyılda yaşamış olan saygın psikologlardan william james, daha da ileri giderek bir insan duygusunu belli etmiyorsa hissetmiyordur demiş. her ne kadar az sayıda bilim insanı bu iddiayla aynı fikir de olsa da duyguların beyin dışında başka etkilerle de oluşabildiği yönünde kanıtlar var. özellikle yüz bölgesi, göründüğünden daha fazla role sahip.
mesela cardiff ünversitesi’nde bir araştırma yapılmış. 25 kişi üzerinde yapılan bu araştırmada deneklerin bir kısmına somurtmalarını önleyen botoks yapılmış. botokstan dolayı somurtamayanların, somurtabilenlere göre daha mutlu hissettikleri ortaya çıkmış. araştırmayı yapanlardan michael lewis “duygularımız sadece beynimizle sınırlı değil; vücudumuzun bazı bölümleri duygularımızı yönlendirebiliyor” diyor. münih teknik üniversitesi’nde yapılan benzer başka bir araştırmada ise botoks yapılan deneklerden kızgın yüz ifadesi yapmaları istenmiş ve o sırada da beyin taraması yapılmış. taramalardan çıkan sonuç; botoks yapılan deneklerin duygularını ifade ederken beyin sapı, amigdala ve hipotalamus bölgelerinde botoks yaptırmayan deneklere oranla çok daha az aktivite gözlenmiş.
bu durum, duyguları bastırma yerine arttırma şeklinde tersine de işliyor. amerikan acı derneğinin yayın organı journal of pain’de 2008’de yayınlanan bir makaleye göre; acı veren bir işleme maruz kalan kişiler, yüzlerini buruşturduklarında buruşturmayanlara oranla daha fazla acı hissediyorlar. bu araştırmada, kollarına ısı tutulmuş deneklere işlem sırasında mutsuz, nötr ve rahat yüz ifadelerinden birini yapmaları istenmiş. olumsuz ifade yapan denekler, diğer iki grubun hissettiği acınan daha fazla acı hissetmişler. sonuçta; bir duyguyu ifade etmediğinizde hissetmiyorsunuz.
ancak, biliyoruz ki duygularımızı bastırmak iyi değil; o zaman, bir kişi sürekli bilerek olumsuz duygularını bastırırsa ne olur? hollanda’daki groningen üniversitesi’nden psikolog judith grob, bastırılmış olumsuz duyguların kişinin hayatındaki başka alanlara sızabileceğini söylüyor. grob, doktora tezini hazırlarken yaptığı bir seri çalışmada, birinci grup deneğe mide bulandırıcı görsellere bakarken duygularını bastırmaları, ikinci gruba yüz ifadelerinin olumsuz olmasını engellemeleri için ağızlarında kalem tutmalarını ve üçüncü gruba da istediklerini yapabilecekleri söylenmiş.

beklendiği gibi, duygularını belli etmeyen iki grup deneğin midelerinin, üçüncü grup denekten daha az bulandığı sonucu alınmış. daha sonra grob, duygularını belli etmeyen iki gruba kavramsal alıştırmalar vermiş. duygularını bastıran deneklerin hafızayla ilgili alıştırmalarda düşük başarı gösterdiği ve kelime tamamlama alıştırmalarında ise daha fazla olumsuz kelime türettiği gözlenmiş. grob “olumsuz duygularını sürekli bastıran kişilerin dünyayı daha olumsuz görmeye başlayabilirler” diyor, “yüz mimikleri duyguları ifade etmeye yardımcı olmadığında, duygu kendisini ifade edecek başka yollar aramaya başlar”.
hala kimse yüz ifadelerimizin neden duygularımızı etkilediğini bilmiyor. nasıl hissettiğimiz ve nasıl tepki verdiğimiz konusunun zihnimizdeki birlikteliği belki de ifademizin hislerimizi durduracağı kadar güçlüdür- ancak, bu bağlantıyı ispat eden evrimsel bir neden henüz bulunabilmiş değil. yine de, yüz mimiklerimiz ruhsal durumumuzla direkt bağlantılı görünüyor – sadece başkalarına değil bize de. grob konuyu şöyle özetlemiş: “gülümsüyorum, o zaman mutlu olmalıyım”.
bu yazı smile! it could make you happier makalesinden derlenmiştir.