artık şu çok bilinen bir gerçek; tavrınızda sorun varsa, teknik bilginiz ne kadar iyi olursa olsun başarı elde etmeniz çok zor. tavır konusu, yüzeysel ele alındığında da sonuç alınamıyor. yani düşünce tarzınızı, hayata bakış açınızı değiştirmeden tavrınızı değiştirmeye kalktığınızda bu yapaylığınız çok belli oluyor. aslında tavrımızı değil de düşünce tarzımızı değiştirdiğimizde tavrımız değişiyor. her ne kadar hayatın bazı kestirme yolları olsa da bu kestirme yollar hinlik, yalan, kibir gibi olumsuz düşünce yapısıyla yaratılamıyor… çünkü işe yaramıyor.
işte bu konuda bazı noktalarda sonuç alamayacağımız kararlar vererek başarıyı yakalamaya çalışıyoruz. ve başarıya ulaşmada kısa yollar olduğunu düşünüyoruz. ama ne yazık ki başarıya asansörle değil merdivenle çıkılabiliyor; ve hatta o merdivenin her basamağına dokunmadan da çıkılamıyor.
yıllardır bir türlü vazgeçilemeyen bazı hatalı inanışlar var… aşağıdakiler gibi;
bir gecede başarı mümkün
bir çok insan uzun bir sürede ve defalarca deneyip, sonuna kadar direnerek başarı elde ediyor. başarıya giden en hızlı yol hayallerinizi gerçekleştirmek için doğru adımları zamanında atmak, önünüze çıkan zorluklardan yılmamak ve vazgeçememek. bazı başarılar dışarıdan bir gecede elde edilmiş gibi görünse bile o gecenin öncesinde uzun bir süren bir deneyim var.

tartışmalar kariyerinizi güçlendirir
tartışmalı olmak genelde ilgiyi kısa süreliğine üstünüze çeker ama insanlar muhtemelen uzun vadede size güvenmeyeceklerdir. bunun yerine, denenmiş ve gerçek değerler üzerinden dürüstçe işinizi yürütürseniz uzun vadede kalıcı bir işiniz olur. ortalığı karıştırarak ancak gürültü yapmış olursunuz.
işverenler kendiniz olmanızı isterler
işin aslı, işverenler becerilerinize ve deneyimlerinize önem verirken firmanın kurallarına uymanızı ve bu kurallara saygı göstermenizi beklerler. müşteri toplantısına sırf tarzınız öyle diye yırtık kotla gidemezsiniz ve haksızlığa uğramış olsanız bile buna istediğiniz gibi tepki veremezsiniz. doğal olarak her şirketin kuralı ve politikası var. kendimiz olma konusunu bazı erdemli davranışları hayat tarzı haline getirerek de halledebiliriz. yani kendimiz olmak, “ben buyum, kabul edileceksem böyle kabul edilmeliyim” düşüncesinden geçmiyor.
işinizde iyi olmanız her şeyin üzerindedir
şirketin o güne kadar işe aldığı en iyi eleman olabilirsiniz. ancak, şirkete sunduklarınız (çalışmanız) görünür değilse ve insanlar yaptıklarınıza değer vermiyorsa, işe yaramaz. o yüzden, köle gibi işinizi yapmak yerine işinizi iyi yaptığınızı göstermeye zaman ayırın. iletişim, tavırdan sonra en hayati konulardan biri. çok iyi bir insan olabilirsiniz ama kafanızı kaldırmadan ha babam çalışarak kendinizi gösteremezsiniz.
en iyisi basamakları çıkabildiğiniz kadar hızlı çıkmanızdır
her yıl terfi almak neredeyse sürekli dikkat ve işinize adanmış olmanızı gerektiriyor -ve aslında bunu yaparken hayatınızdan da vazgeçmeniz gerekebilir. yüksek mevkiler uzun çalışma saatleri, ağır sorumluluklar ve sürekli politik olmak demektir. bir sonraki mevkinin iş yüküne, sorumluluklarına, o mevki için gereken bazı kişilik özelliklerine sahip olduğunuzdan emin olmanız önemli. başarı sadece ulaşmak istediğiniz noktaya ulaşmak değil, aynı zamanda orada kalabilmektir.

hakettiğiniz için çok para alırsınız
bu her zaman doğru olmayabilir. medya, kartlarını doğru oynadıkları için 6-7 haneli gelirleri olan insanların hikayeleriyle dolu. tabi ki o madalyonun bir de öteki yüzü var. çoğu zaman rakamlar, işin doğasına, pazarlıklara ve ofis politikalarına göre oluşuyor, performansa göre değil. yani sırf yükseldiniz diye duyduğunuz o rakamlar size de verilecek diye bir kural yok. gerçi o pazarlıklara yapabilmek de bir performans gerektiriyor.
sorun siz değilsiniz, işler böyle yürüyor
aslında sorun sizsiniz tabi ki… şirketin, sizin ihtiyaçlarınıza göre şekilleneceği hayalini kurarak ilerlemenizi engellemeyin. hiç bir şirket, çalışanlarının beklentilerine göre kendini uyarlamaz. öyle gibi görünüyorsa da bu bir şirket politikasıdır (anlık gelişen bir durum değil yani) ve mutlaka belirli kuralları vardır. çalışanların verimliliği, motivasyonu gibi detaylar toplam şirket verimliliği için önemli elbette ama bu sırf siz istediğiniz için olacak (size özel gelişecek) bir durum değil. farkındalığınızı ve düşünce yapınızı geliştirin. bireysel gelişiminiz sizin en önemli ve en güçlü silahınız.
sizi işten atamazlar çünkü pozisyonunuz gereği şirket için önemlisiniz
öncelikle şu gerçekle yüzleşmeniz gerekiyor: hiç bir şirket, hiç bir çalışanına muhtaç değil. sürekli şirketinize değer katmaya çalışmanız güzel bir şey ama bazen yeterli olmuyor. atılmamak için işten çıkarılma noktasında olduğunuzu fark edebiliyor olmanız gerekir ki bir sonraki adımınızı planlayabiliyor olun. sırf tazminat için işten çıkarılmayı beklemek yerine zamanında işten ayrılarak değerinizi arttırmanız mümkün. hangi pozisyonda olursanız olun, herkes işten atılabilir.
iş dünyasının bu çirkin rekabet ortamı olmasa her şey harika olacak
iş sahibi olmak göründüğünden daha zor ve girişimcilik de herkese uygun değil. aslında, bir çok insana maaşlı çalışmak daha iyi geliyor… indirimler, ikramiyeler, her ay belirli bir para kazanıyor olması olmazsa olmaz bir güven hissi veriyor. dolayısıyla, herkes girişimci olabilir ama bakalım herkes girişimci olmak istiyor mu? olay bu aslında.
sevdiğin işi yap para ardından gelir
bir şeye tutkunuzun olması o tutkunuzla ilgili bir iş yaptığınızda para kazanabileceğiniz anlamına gelmiyor. bazı şeylerin hobi olarak kalması daha iyi. ancak, eğer gerçekten o tutkunuzla ilgili bir iş yaptığınızda gelir elde edebileceğinizi düşünüyorsanız, hali hazırdaki işinizi bırakmadan ek iş olarak başlayın ve gelir elde edebileceğinize emin olmadan harekete geçmeyin.