karar vermeyi analiz etmek ve üzerinde düşünmek çoğunlukla bir çoğumuzun ilgi alanına girmiyor. karar verme süreci, sonucu direkt etkileyen bir durum. ancak, karar vermeyi anlık bir eylem gibi düşünmenin sonuca olan olumsuz katkısını göz ardı ederek, çözüm sürecini baştan zora sokmuş oluyoruz. bir lider olarak, bir sonraki en sağlam eyleminiz, o eylemin ne olacağına bağlı olarak vereceğiniz karara göre olur. o karara nasıl varacaksınız? soru bu.

peter drucker, “yönetim uygulaması” adlı kitabının bir bölümünü karar verme konusuna ayırmış. karar verme ile ilgili düşünceleri enteresan. yöneticilerin, karar verme sürecinde sıklıkla -ve hatalı bir şekilde- doğru soruyu bulmaktansa doğru cevabı bulmaya odaklandıklarından bahsediyor. bunun da ötesinde, sürecin en zor -ve kritik- bölümünün, alınan kararın hayata geçirilmesi olduğunun altını çiziyor. bu çok kolaymış gibi kulağa geliyor ama bir çok durumda hiç bir sonuç alınamayacak kararları hayata geçirme konusunda çok  zaman harcanıyor. bu anlamda drucker’ın karar verme süreci aşamaları çok ilgimi çekti ve paylaşmak istedim.

drucker, karar verme sürecinin beş aşamadan oluştuğunu anlatmış:

  1. problemi tanımlayın
  2. problemi analiz edin
  3. alternatif çözümler geliştirin
  4. en uygun çözüm üzerinde karar verin
  5. çözümü etkili eyleme dönüştürün

açıkçası sürecin içine eylemi de katmış olması güzel olmuş.

bu bölümde ilk üç aşamayı aktaracağım.;

1. problemi tanımlayın

bu aşamadaki ilk adım, gerçek problemi bulmak ve tanımlamakla ilgili. gerçek soruyu bulun. açıkçası, problemi bilmiyorsanız bir çözümle gelemezsiniz. ancak, çoğunlukla insanlar belirtilere odaklanıyorlar gerçek soruna değil. bu, süreç içinde kritik bir aşama. zamanınızı problemi net olarak belirlediğinize emin olmak üzerine harcayın. drucker, belirtileri tanımlamaktan kaçınılmasını ve kritik etkenlere odaklanılmasını öneriyor. örneğin; problemin içinde değiştirilmesi gereken bir unsur başka hiç bir şey değiştirilmeden, harekete geçilmeden önce halledilmeli. etki alanları ve sorun yaratan unsurların çözümleme sıralamaları ve süreçleri sağlıklı bir çözüm için önemli. yani sorunun kökenine inmek, belirtileri yok etmek adına önemli.

bu aşamadaki bir sonraki adım, problemin çözümü için koşulları saptamak. çözümün hedefleri üzerinde düşünün. hangi kurallar ve politikaların, çözümü kısıtladığını göz önünde bulundurun.  bu neden önemli? bazen bu kabul görmüş pratikler ve politikalar, çözüme ulaşmak için değiştirilmek zorunda kalınabilir.

2. problemi analiz edin

bu aşamada problemi sınıflandırmak ve onunla ilgili bütün gerçekleri ortaya koymalısınız. problemleri sınıflandırma kimin karar verme ihtiyacı olduğunu, kimin karar verirken danışmaya ihtiyacı olduğunu ve kimin bununla ilgili bilgilenme ihtiyacı olduğunu içerir. sınıflandırma aynı zamanda; odaklı zaman ayırmayı ve işler terse dönmeden ne kadar beklemek gerektiğini, diğer alanlara veya (şirketse) departmanlara ne kadar etkisi olduğunu, kaç tane kararı beraberinde getirdiğini ve kararın benzersizliğini içerir. problemi sınıflandırmak karar verenin geri adım atmasını ve daha büyük organizasyonlarda etkinin anlaşılmasını garantiye alır.

problem ancak tanımlandığında ve sınıflandırıldığında onunla ilgili gerçekleri toparlayabilirsiniz. o zaman, karar vermek için hangi bilgiyi nasıl kullanmanız gerektiğini hesaba katarsınız: karar vermek için en alakalı ve en geçerli bilgi hangisidir? başka ne tür bilgiye ihtiyacınız var? drucker, bütün gerçekleri bilmek gerekmediğinin ama karar verirken, kararın kaldıracağı kesinlik derecesi ve karar sonucunda amaçlanan hareket biçiminin katılığı kadar kararın ne kadar risk içerdiğinin anlaşılması için elde edilen bilgilerin eksik olmadığından da emin olmak gerektiğinin altını çiziyor.

3. alternatif çözümler geliştirmek

bu aşama çok basit. problemleriniz için her zaman alternatif çözümler geliştirmelisiniz. drucker, alternatif çözümlerin hayal gücünüzü eğitecek tek yol olduğunu söylüyor; aksi halde, alışıldık ve rahat çözümler dışında yaratıcı bir çözüm getirilemeyeceğini düşünüyor.

ilginçtir ki alternatif çözümlerden birinin de her zaman hiç bir şey yapmamak olmasını öneriyor. ne yazık ki hiç bir şey yapmamanın getirdiği sonuçlardan biri de “biz her zaman böyle yaparız” söylemi oluyor. o yüzden, bu seçeneği bütün seçenekler gözden geçirildikten sonra uygulamayı düşünün; yine de bazen geçerli ve işe yarar bir çözüm oluyor.

bir sonraki yazıda en iyi çözümü bulmayı ve aldığınız kararı etkili  bir eyleme dönüştürmeyi ele alan son iki aşamayı aktaracağım.

 

 

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x