eski fotoğrafların canlanmasını isterdim. video gibi değil ama… sadece o kare hareketlensin biraz. çünkü derdim geçmişin canlanması değil, geçmişte bir anın kıpırdanması gibi bir şey. insanın içi kıpırdıyor ister istemez. video olsa hayalgücünü baltalayacak… oysa fotoğrafın kıpırdanması öyle mi ya? öncesinde ve sonrasında ne yaptılar acaba diye başlayan bir hayal gemisi turu. ve kendini onların yerine koymak.
aşağıdaki videoda da yapılan bu olmuş aslında. o yüzden bana çekici geldi. geçmiş sanki hiç geçmemiş gibi geliyor o zaman bana. çekilen bir fotoğrafın sadece görünen kısmının kıpırtısı. “öncesinde ve sonrasında ne olmuştur acaba” merakı. o kısacık anın hayalgücünü tetiklemesi çok ilginç.
ve fonda george shearing‘in guilty‘si;
though you’ve decided that our love is wrong
and think that we should part
it seems as though I have loved you so long
you’ll always be in my heart.
is it a sin
is it a crime
loving you dear like I do
if it’s a crime then I’m guilty
guilty of loving you.
aşkımızın yanlış olduğuna ve ayrılmamız gerektiğine karar verdin ama görünen o ki seni çok uzun süre sevmişim gibi hep kalbimde kalacaksın. seni sevdiğim gibi sevmek bir günah, bir suç mu? eğer suçsa o zaman suçluyum; seni sevmekten suçluyum.
geçmişimizi çok sevmişsek, gerçekten geçmiş midir acaba? geçmişe özlem duymak değil de… daha çok damağına yapışan çok sevdiğin bir tat gibi.
nereden nereye gittim 🙂 animasyonu yapanların yüreklerine, ellerine sağlık!