öyle ya da böyle sürekli tekrar ettiğimiz şeylere dönüşüyoruz; düşünce yapımızın temelini oluşturmaya başlıyorlar. hepimiz bizi rahatsız eden alışkanlıklarımızdan kurtulma zorluğu yaşıyoruz. bu durumda, eğer alışkanlıklarınız size yardımcı olmuyorsa, incitiyordur. ne düşündüğümüz, neleri sürekli tekrar ettiğimiz hayata bakış açımızı belirliyor. seçimlerimizden hoşnut olmadığımız oranda mutsuz oluyoruz. yani aslında mutluluğumuzu çalan biziz. kendimizden çalıyoruz. bir kaç örnek;

1. kendi hikayenizden başka herkesin hikayesine odaklısınız.

başkalarının başarı hikayeleriyle ve nasıl yaptıklarına o kadar kapılırsanız kendinizinkini yazmayı unutursunuz.  kendi hikayenizi geliştirin ve ortaya çıkarın. her ne olabilecekseniz ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz. kontrolü ele aldığınızda inanılmaz bir değişim oluyor. bu daha az tüketmek ve daha çok üretmek anlamına geliyor. başkalarının sizin adınıza düşünmesini, konuşmasını ve karar vermesini reddettiğiniz anlamına geliyor. saygı göstermeyi öğrenmeniz ve kendi hikayenizi yazmak için kendi fikirlerinizi ve içgüdülerinizi kullanmanız anlamına geliyor.

eğer kendi hikayenizin hızla yükselmesini istiyorsanız, kendinize net bir yol çizmeli, zaman kayıpları yaratan ve ağırlık yapan duygusal yüklerinizden kurtulmalısınız; ve sizi uçuracak şeylere odaklanmalısınız. hayallerinizi kalbinize yakın tutun ve her gün onlara zaman ayırın. eğer ne yaptığınızı gerçekten önemsiyorsanız ve o konuda özenle ve sebatla çalışıyorsanız, neredeyse başaramayacağınız hiç bir şey yok.

2. en iyi zamanı beklemek.

en iyi zaman kandırmacasına kapılmayın. en iyi zaman diye bir şey yok; siz onu nasıl yaparsanız öyle oluyor. bir çok insan işlerini yapmak için yıldızların bir sıraya dizilmesini bekliyorlar. en iyi zaman, en iyi fırsat, en iyi zihinsel durum vs. vs. uyanın… bu en iyi zaman konusu bir efsaneden ibaret. öyle bir şey yok.

potansiyelinizi en üst seviyeye çıkarma yeteneğiniz direkt olarak harekete geçme isteğinizle ilişkili. en uygun zamanı bulduğunuzda değil hayatın kusurlarını en iyi şekilde öğrendiğinizde başarılı olursunuz.

3. sadece para için çalışmak.

para her şeyden önemli olduğunda hayat daha da zorlaşıyorilgi alanınıza girmeyen bir işte çalışmak hapse girmek gibi. öyle süper bir tutku duymasanız bile en azından biraz da olsa bir ilginizin olduğu bir işiniz olsun. bir hayat tarzı tasarlarken, faturalarınızı ödemek için her gün acı çektiğiniz bir işinizin olması sonuçta bütün hayatınızı bir başka hayata özlem duyarak geçirmenize neden olur.

bir düşünün. bu sizin hayatınız; ama işiniz büyük bir kısmını dolduruyor. olay tamamen parayla değil sizinle ilgili. o zaman, sıkça önümüze çıkan “işinizin sizi tanımlamasına izin vermeyin” sözü anlamsız kaçıyor. bunu tersine çevirmek daha mantıklı değil mi? “beni tanımlayan bir iş yapacağım” veya “beni tanımlayan bir işte çalışacağım”. hayatınızı idame ettirebilmek için çalıştığınız işinizin en azından bir kısmının sizi tanımlıyor olması genel olarak sizi tatmin edecek bir tetikleme yaratacaktır.

sonuç olarak; işinize olan ilginiz elde ettiğiniz sonucun kalitesini ve mutluluğunuzu arttırır. ilgi alanınıza giren bir iş arayışı içinde olun. söylendiği kadar kolay değil belki ama buna bir kez karar vermiş olmak algınızı değiştirecektir. gerisi sizin önünüze çıkacak olan fırsatı değerlendirmenizle ilgili. kararınıza olan inancınızın yoğunluğu, fırsatla karşılaşma sürenizi belirler.

4. nefret duygusuna açık olmak.

martin luther king‘in bir sözü vardır, “karanlığı karanlık değil ışık kovar. nefreti nefretle değil sevgiyle altedebilirsiniz.” doğrusunu söylemek gerekirse, nefret duygusuna açık olmak bizi alteder. bizi kontrol eder. neden nefret ettiğimizi, niçin nefret ettiğimizi ve kimden nefret ettiğimizi unutur hale geliriz. kısaca, nefret etme adına nefret etmeye başlarız. ve sonra, doğal olarak, kendimizden nefret etmeye başlarız.

nefret ettiğiniz her şey be herkes kafanızda ve kalbinizde sürekli yer işgal eder. o yüzden, eğer birini veya bir şeyi aklınızdan silmek istiyorsanız, nefret etmeyin. onun yerine bağlantınızı koparın, devam edin ve arkanıza bakmayın.

5. endişelere ve korkulara sıkı sıkıya sarılmak.

bir gün geri dönüp de hayatınıza baktığınızda, farkedeceksiniz ki hemen hemen bütün endişeleriniz ve korkularınız gerçekleşmemiş – tamamen asılsızlarmış. o yüzden neden uyanıp bunu şimdi gerçekleştirmiyoruz? geçmiş son bir kaç yılınıza baktığınızda, eğlenmek için önünüze gelen kaç tane fırsatı gereksiz endişe ve olumsuzlukla mahvettiniz? her ne kadar bu eğlence fırsatlarını kaybetmişseniz de bundan sonrakileri yakalayabilirsiniz.

endişe ve korkularımızanlayacaksınız ki kalbinizde ve ruhunuzda ağırlık yapıyorsa hayatta bazı şeyleri oluruna bırakmak önemi. bırakın gitsinler. kendi bileklerinize pranga takmayın. şartlarınız ne olursa olsun, hayatınızdan daha fazla keyif alma zamanı içinde bulunduğunuz an ve bu düşündüğünüzden çok daha kolay. bu sadece, size ağırlık yapan şeyleri bırakma meselesi.

endişe ve korkularınızı, öfke ve kıskançlıklarınızı, her zaman haklı olma ısrarlarınızı ve kontrolcülüğünüzü bırakın gitsin. gösterişçiliğinizi ve her şeyin elinizin altında olması gerektiğine dair ısrarlarınızı bırakın gitsin. bütün bu gereksiz katmanların altında mutlu ve yaratıcı bir kişi var. soymaya başlarsanız ve her şeyi olduğu şekliyle kabul ederseniz, hayat muhteşem bir şekilde tatmin edici hale gelir.

6. zorlukların üzerinde çok duruyorsunuz.

kötü bir gün sadece kötü bir gündür. daha fazlası olmasına izin vermeyin. zor zamanlar, kaçınılmaz olarak özel ve profesyonel yaşamınıza etki eder; yine de kim olduğunuz ve hedefinize etki etmesine izin vermek durumda değilsiniz. tersliklerin notunu alın ve kendinizi bunlara göre tekrar ayarlayın, ama hayatınızın büyük bir parçası olmasına neden olacak kadar değil.

her yeni gün, yeni dersler ve yeni fırsatlar getiriyor. seçtiğiniz yolda her zaman yeni bir adım atmanın yolu var. yaşadığınız olaylar çok kötü olabilir ama her zaman bir seçeneğiniz var – öyle olmasa nasıl dayanabilir ve devam edebilirsiniz…

7. sürekli geçici bir rahatlık arayışı içindesiniz.

hayatta iki tür rahatlık var; geçici ve kalıcı. geçici olan, maddi rahatlık odaklı seçimlerden gelirken, kalıcı rahatlığa zihnin denge önemliaşama aşama gelişmesiyle ulaşılıyor. ilk bakışta birini diğerinden ayırmak zor olsa da zaman içinde kalıcı rahatlıkta
bariz bir şekilde daha belirgin sonuçlar söz konusu.

kalıcı rahatlık hayatın iniş çıkışlarından etkilenmeden kendini devam ettiriyor çünkü onun vasıtasıyla daha güvenli ve dingin hissediyorsunuz. bir diğer taraftan, hayatın geçici rahatlıkları zihinsel dalgalanmalarınızı daha şiddetlendiriyor, hatta en özenli fiziksel rahatlıklar dahi sizi çok fazla mutlu kılmıyor.

kısaca; sadece parayı ön planda tutuyorsanız geçici rahatlıkların yarattığı tatminsizlik duygusu zaman içinde şiddetini arttırarak rahatsızlık yaratıyor çünkü zorluklarla başa çıkma yeteneği sağlamadığı için yorucu oluyor.

8. büyük değişimi hemen yaratmaya çalışıyorsunuz.

hayatınızda büyük bir değişim yaratmak istiyorsanız, öne çevrenizdeki unsurlardan başlayın. büyük değişimleri çabucak yaratmak genellikle imkansız ve buna kalkışmak da fazlasıyla stresli. bununla birlikte, başkalarının hayatlarında küçük değişimler yaratmak çok daha mümkün ve genelde daha kolay. sadece her seferinde bir kişi üzerinde odaklanırsınız ve en yakınınızdaki insandan başlarsınız.

küçük çırpıntılar yaratmak üzerinde çalışın ve dalgalarının doğal olarak yayılmasını sağlayın. birilerine ulaşmaya çalışıyorsanız buna önce kendi çevrenizden başlarsınız. kendinizde yarattığınız bir değişimi yaymak için önce yakınınızdaki insana bunu aktarırsınız. bundan esinlenen kişi de aynı şekilde bunu kendi çevresine gösterir. zaman alır mı? evet… ancak kalıcı olur. ister iş yapıyor olun ister insanları sadece (mesela) gülümsetiyor olun böylesi çok etkilidir. bu dalga etkisi hızlanarak artar.

9. sizi inciten insanda takılı kalıyorsunuz.

bazen insanları siz istemediğiniz için değil onlar istemediği için terketmek durumunda kalabilirsiniz. birisiz sizi sürekli incitecek hareketler yapıyorsa, sizi önemsemediğini kabul etmek durumundasınız. kabullenmesi zor ama kendi iyiliğiniz için gerekli. bu kişileri etkilemek için çabalamayın. onlara bir şey ispatlamak adına bir saniyenizi daha heba etmeyin. hiç bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz. hele ki bu insanlar toksik kişiler sınıfına giriyorlarsa ne kadar çabuk kurtulursanız o kadar iyidir. toksik kişi tanımına buradan bakabilirsiniz.

10. fiziksel çekiciliğin önemini fazla büyütmek.

birinin dış görünüşünden çok fazla etkilenmek, çok sevdiğiniz bir yiyeceği tadına göre değil de rengine göre seçmekten farklı değil. bir anlamı yok. uzun süren bir etki yaratmak köklüdür, gözle görünür ve ölçülebilir değildir.

bazı insanların nane kokusunu, bazılarının tarçın kokusunu tercih etmeleri gibi bazı insanların, yerlerin ve objelerin de inkar edilemez bir çekiciliği söz konusu. uzun soluklu bir etki yaratmak yüzeysel değil ruhsal paylaşımlarla mümkün oluyor. görünenin ötesinde, hissedilenlerin dillendirilmesi insanları derinden etkiliyor.

 

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x