birisi; sizin, olmadığınız kişi olmanızı bekliyor
insanların en sık düştükleri yanılgılardan biri… sevdiği ya da çevresindeki kişileri (ki onları sevmesi gerekmiyor) değiştirebileceği inancı. değişim hiç bir zaman sizin dışınızda bir yerden başlamaz. önce siz değişmek durumundasınız. bunun dışında değişim her şeyden önce “istemek” ve “gönüllü olmak”la gerçekleşebilir. yani siz istiyorsunuz diye birilerinin değişmesini beklemeniz hem boşuna bir çaba hem de büyük bir haksızlık.
sizi de değiştirmek isteyen vardır mutlaka. değişim isteğiniz yoksa, (zaten değişemeyeceğiniz için) bunu -miş gibi yapacaksınız. başkası için böyle bir şey yapmayın. olduğunuz halinizle birini kaybetmeniz, olmadığınız biri gibi davranarak tutmanızdan çok daha iyi. çünkü, kırılan bir kalbi onarmak, parçalanmış kimliği bir araya getirmekten daha kolay. kaldı ki o ilişki veya iletişimin gerçek olması zaten mümkün değil. o yüzden o kişiyi bırakma zamanı gelmiş demektir.
hayatınızdaki boşluğu siz “kendiniz” olduğunuzda, doldurmanız gerekmez. bu durumda, hayatınızda birisinin yokluğuyla oluşacak boşluğu doldurmanız, kendinizi başka birisi olmaya zorladığınızda içinizde oluşacak boşluğu doldurmanızdan çok daha kolay.
dolayısıyla, siz siz olun SİZ olun.

Her çaresizin bel bağladığı eylem.. ‘Yaparım yaparım ben onu yola getiririm’. denmiş ve kişi kendini tanıyamaz duruma gelmiştir. (Bir arkadaşın başına geldi ordan biliyorum. Benimle hiç alakası yok:)) Sevgiler,
ego çaresizlik dinlemiyor sanırım… ya da çaresiz bile olsak egomuza sıkı sıkıya sarılıyoruz 🙂