daha iyi bir iş, daha iyi fırsat istiyorsunuz ve “çevrem geniş olsaydı mutlaka bir şeyler olurdu; mutlaka farklı bir çok fırsata, imkana ulaşmam mümkün olurdu.” diye düşünüyor musunuz? peki, çevrenin geniş olması havadan gelen bir durum olabilir mi? şuna rahatlıkla inanabilirsiniz; aile çevresinin geniş olması o çevrenin sizin için de geçerli olmasına sebep değil. belki kolay tarafı şu olabilir; zaten var olan insanlarla iletişim kurmak daha kısa bir süre alır -o da “siz” bağ kuruyorsanız. aksi halde ailenizin çevresidir, sizin değil. dolayısıyla, çevrenizi genişletmenin yolu kendinizde bir takım değişimler yaratmanızdan geçiyor. bu da ayrı bir konu ama en azından, belki tanışma kısmında elimizde bir ipucu, harita olsaydı nasıl olurdu?
çevrenizi genişletmek için illa “odaklı” bir networking çalışması yapmak gerekmiyor. tavrınız, insanlarla tanışma ve iletişim kurma temelinde olduğunda süreç çok daha keyifli oluyor. doğru bir yaklaşımla, asansörde karşılaştığınız o yabancı; gelecekteki ortağınız, kariyerinizi değiştirecek bir bağlantı veya çok iyi arkadaşınız olabilir.
tanıdığımız insanların çoğuyla tanışmış değiliz aslında. çevre oluşturma konusunda sosyal medya çok ideal gibi görünse de yüzyüze tanışmakla sosyal medyadan tanımak aynı şey değil ne yazık ki. beynimiz hala canlı etkileşimden yana.
bir araştırmaya göre, başarılı olmak üzere yola çıktığımızda çoğumuz zamanımızın sadece %2-3’ünü hiç tanımadığımız insanlara ayırıyormuşuz. yeni bir işe/uğraşa başlayıp da kısa sürede vazgeçenlerin büyük çoğunluğu başarının, ilk anda ulaşabildiği çevresinden geleceğini düşünüyor. oysa ki gelecekteki başarımız, ilk ulaştığımız çevremizin dışında yer alıyor. yeni kişilerle tanışmak ve çevremizi sürekli değiştirmek olmalı ilk amaç.
network event tanımını duymuşsunuzdur. insanların hızlıca birbirleriyle tanışıp kart alışverişi yaptığı, bir çevre (tanıdık) geliştirme toplantısı. eğer tanışma, bağ kurma ve kendinizi kısa ve net bir şekilde ifade etme konusunda iyi değilseniz ortalığa kartlarınızı saçsanız bile pek bir sonuç elde edemiyorsunuz. bağlantı ve bağ kurmak başarının anahtarlarından biri.
“how to be a power connector” kitabının yazarı judy robinett; “gerek yüzyüze, gerek telefonda veya internette görüşüyor olun, biriyle bağlantı kurduğunuzda akılda kalıcı olmak için kısa bir zaman aralığınız var” diyor.
robinett, bir yabancıyı bir tanıdık ya da arkadaşa döndürmek için 6 ipucu öneriyor:
1. canayakın olun
hepiniz kafası önde yürüyen veya otururken kendini telefonuna kaptırmış insanlar görmüşsünüzdür. vücut dili çok şey söyler ve bu insanlar çevrelerine rahatsız edilmek istemedikleri sinyalini verirler. böyle yapmak yerine, çevrenizdeki insanlarla ilgilenin; bir gülümseme, iletişime açık olduğunuzu gösterir.
2. selam verin
kulağa çok basit geliyor ama kısa bir “merhaba” buzları kırar. marriott otellerinin çalışanları için koyduğu “5-2” kuralı var. bir çalışan ne zaman otel içinde bir konuğun 5 mt. yakınından geçse gözgöze gelmek ve başıyla dostça selam vermek durumunda. eğer, 2 mt. yakınına gelirse gülümsemek ve merhaba demek durumunda. bunu, herkes kural olarak uygulayabilir ve bunu uygulayabileceğiniz herhangi bir yerde (mesela markette sıradayken) deneyin.
3. karşınızdaki insanın utangaç olduğunu varsayın
insanların %70’i utangaçtır. siz de aynı durumdasınız.
bir yabancıyla konuşurken dışadönük olmak gerekmiyor. insanların hakkımızda ne düşünüeceği konuşunda hepimiz endişeleniyoruz. gerçek şu ki, kimsenin umurunda değil çünkü herkes kendisiyle ilgili endişeleniyor.
bunun yerine, kendinize değil karşınızdaki insana odaklanın. en iyi iletişimciler bile utangaç olduklarını söylüyorlar zaten ama bu onları güçlü bir çevre yaratmaktan alıkoyamıyor. sonuç almak için rahatlık bölgenizden çıkmak durumundasınız; kendinize odaklı olmanız, rahatlık bölgenizdir.
4. ortak payda bulun
ortak arkadaşlar, yerler, deneyimler, veya bakış açıları- karşınızdaki insanla ortak bir nokta bulun ve sohbeti başlatın. ilk tanışmada fazla özele girmemekle birlikte çocukları veya evcil hayvanları olup olmadığını da sorabilirsiniz. veya çevrenize dikkat edin. mesela bir gün yeni tanıştığım kişinin arabasının plakasından yola çıkarak benim doğup büyüdüğüm yerdeki bir okuldan mezun olmasını öğrenmem, sohbetin derinliğini bir anda değiştiriverdi.
ortak paydayı yakalamak düşünüldüğü kadar zor değil. hatta özellikle yolculuk sırasında bu daha da kolay. sürecin tamamı ortak zaten.
5. anda olun ve dinleyin
insanlarla konuşurken tüm dikkatinizi onlara verin.
liderlerin büyük bir kısmının en büyük özellikleri 3-5 saniye için bile konuşacak olsalar tüm dikkatlerini konuştukları kişiye yöneltirler. ortalama bikkat süresi 8 saniyeymiş. konuştuğunuz kişiye odaklanıyor olmanız sizi unutlmaz kılar ve iletişiminizi zenginleştirir.
6. bir sonraki adıma ilerleyip ilerlemeyeceğinize karar verin
eğer biriyle otoparkta çene çalmışsanız, muhtemelen bir daha görüşmeyeceksiniz demektir; ama eğer ortak ilgi alanlarınız varsa, tekrar görüşmek üzere kartvizit veya telefon numarası paylaşma fırsatı doğmuş olur.
o kişiye sonraki 24 saat içinde ulaşıp (en kolayı maille veya sosyal medyadan) basitçe teşekkür etmeniz iletişimi bir sonraki adıma taşır. bir hafta içinde de o kişinin ilgisini çekeceğini düşündüğünüz bir bilgiyi paylaşın. odaklanmanız, birbirini tanımayan iki insanın iletişim kurmasına doğru gider.
← ♦ →
yeni insanlarla tanışmak çok keyif verici. tanıştığımız her yeni kişi, hayatımızda -büyük ya da küçük- bir değişim yaratır.
neden çevremi geliştireyim diye sorabilirsiniz. cevap siz ne istiyorsanız odur aslında ama asıl soru hayattan ne istediğiniz. içinde bulunduğunuz durumdan daha iyisini istiyorsanız bir değişim geçirmeden olmayacağını söyleyebilirim. bu herhangi bir konuda olabilir; tavrınız, alışkanlıklarınız, çevreniz… liste uzar.
hayatımıza giren her yeni kişi, yeni bir soluk ve hayat tecrübesi anlamına geliyor. ama düşünce tarzımızı değiştirdikçe o yeni insanlar yeni düşünce tarzımıza göre de değişiyor. başka bir deyişle; bakış açımızı, tavrımızı değiştirdikçe yeni insanlarla tanışma isteği kendiliğinden geliyor.
