
hayatlarımızı, ilişkilerimizi, hedeflerimizi ve yapılacaklar listemizi fazla karmaşık hale getiriyoruz. genel olarak, olayları olması gerektiğinden daha zor hale getirme eğilimimiz var. büyük şehirlerde durum çok daha karmaşık aslında ama şehirlerin kendi dinamiklerine fazla kapılmadan da hayatımızı basitleştirebiliriz. onun dışında hayatı temelde karmaşıklaştıran şehir değil bizzat kendimiz olduğu için kendi hayatımızı basitleştirmemiz bize büyük ölçüde fayda getirecektir.
mutluluk, basitlikte ve sadelikte gizli… o zaman, hayatımızı nasıl daha basit hale getirebiliriz?
1. ihtiyacınız olmayan şeylerden kurtulun.
mesela uzun süredir gardrobunuzda atıl duran ve artık giymeyeceğiniz bir tişörtünüz varsa, ihtiyacı olan birine verin ya da atın. bir yere üyeliğiniz var ve kullanmıyorsunuz… iptal edin. uzun süredir bir türlü görüşemediğiniz bir arkadaşınızla buluşmak üzere sürekli sözleşiyorsunuz ve görüşmüyorsunuz… o zaman bırakın sürekli buluşalım demeyi. hayatınızda olan her şey canlı ve “hayatınızda” olsun.
2. beklentileriniz net olsun.
belirsizlik hayatımızda çelişki yaratıyor, hatalara neden oluyor, hayal kırıklığı yaratıyor. bunları hayatımızda istemiyorsak beklentilerimizi net olarak ortaya koymamız gerekiyor. hayattan beklentimizin ne olduğunu net olarak belirlediğimizde bir hedefimiz olur… ve hedefimize ulaşmak için ihtiyacımız olan odaklanmayı sağlayabiliriz.
3. hedefinizi dikey geliştirin yatay değil.
insanlar, büyüme dendiğinde bulmacaya olabildiğince daha fazla parça ekleyerek yatay düşünmeye eğilimliler. ne kadar parça eklenirse (özellikle de her biri farklı olan parçalar) beynimizin, bir düşünce tarzından diğerine geçmesini o kadar zorlaştırıyoruz. bu durumda da fazla sayıda farklı proje, tutku veya taahhüt arasında bocalama yaşanıyor. bunun yerine, derinliği düşünün. yayılmak yerine (yani birden çok projeye bölünmek yerine ) derine gidin (yani tek bir projeye odaklanın veya en azından 2-3 tane yeterli). “az ama öz” yaklaşımının getirisi yüksek olur. doğruya, beklentilerinizi doğru değerlendirirsiniz ulaşırsınız.
4. hayat tarzınıza dikkat edin.
finansal olarak standartlarınızın çok dışında bir hayat yaşamaya çalışıyorsanız veya kendinizi o şekilde göstermek istiyorsanız hayatınız karmaşıklaşır. insanlar sıklıkla başarılı veya zengin görünmek ister ve o yüzden parasal güçlerinin dışında bir hayat yaşamaya çalışırlar ve bu yüzden her şeyleri sınırdadır. ve belirli bir hedef dahilinde bu hareketinizi bir yatırım olarak görmediğiniz sürece (doğru insanlarla temasta olmak istemek), kendinize kötülük yapmış olursunuz.
5. çalışma rutininizde aralar olsun.
bütün gün hiç nefes almadan çalışmak ne kadar sağlıklı olabilir? muhtemelen pek de sağlıklı değil. ne vücudumuz ne de beynimiz hiç durmadan çalışmaya dayanamaz. çalışma rutininizde kısa dinlenme araları yaratın. verimliliğiniz ve odağınız artar.
6. dedikodu yapmayın. hem de hiç.
hayatı karmaşıklaştırmanın en iyi ve en hızlı yolu dedikodu yapmak. hayatınızın karmaşık ve içinden çıkılmaz hale gelmesini istemiyorsanız uzak durmanızda fayda var.

7. sizi geliştirecek günlük alışkanlıklar edinin.
ne zaman “kötü” bir şeyler olsa, onu tetikleyen şeye bakmak en kolayıdır. ama asıl soru şu: o kötü şeyin olmasına neden olan ve uzun bir sürede geliştirdiğiniz şey hangi alışkanlığınızdı? basit günlük alışkanlıklarınız -yeme tarzı, egzersiz yapmak vs. vs.- standart olsun ki iki de bir içinde bulunduğunuz durumdan kurtulmaya çalışacak çabalara girmeyin. onun yerine olacakları öngörerek ilerleyin. zihin ve vücut sağlığınıza özen göstermenizi sağlayacak günlük alışkanlıklar sizi geliştirir.
8. verici olun… önce verin sonra isteyin.
hayatta bize gelen en güzel şeyler, önce bizim verdiklerimizin sonucunda gelenler. sürekli talepkar olunduğunda işler iyice karmaşık hale geliyor. ama verici olduğumuzda, hayat verdiğimiz ölçüde bize geri dönüş sağlıyor. verici olun, yardımcı olun… olması gereken olacaktır.
9. herkes için her şey olmaya çalışmayın.
hayattaki en büyük stres kaynaklarından biri sürekli herkesin ihtiyacına koşmaya çalışmak. verici olmanın riskli tarafı bu. öncelikle; herkese yetişmek diye bir şey mümkün değil. kendinize odaklanın. ihtiyacınız olanı yapın. kendinizi ifade edin. kendinize açık olun. bu, ihtiyacınız olan şeyi hayatınıza çekmenizi sağlayacak. insanların peşinden koşarak her ihtiyaçları olduğunda yanlarında olmak değil; kendiniz olup, kendinizi net ifade ettiğinizde size ihtiyacı olanların size gelmesiyle fayda yaratılmış oluyor. doğal bir mıknatıs gibi oluyorsunuz. sizin ihtiyacınız olan ve size ihtiyacı olan bir araya geliyor.
hayat, yukarıda bahsettiklerimden daha karmaşık olmak zorunda değil. hayata odaklanmamızı engelleyen detaylardan kendimizi arındırdığımızda bir çok sorunun cevabı da kendiliğinden geliyor olacak.