düşüncelerimiz; beklentilerimizi yönlendirmede, insanlarla olan etkileşimlerimizde ve başarılı olma konusunda sandığımızdan daha güçlü. aldatma ve yalan, zihnimize hemen kök salabilir ve ciddi zarara neden olabilir. normalde hayatın çok doğal bir şekilde ayrılmaz bir parçası olması gereken dürüstlük şu son zamanlarda fazladan bir meziyet olarak görünmeye başladı -ki belki de en büyük kaybımız böyle düşünmek.
aşağıdakiler size tanıdık geliyor mu?
1. mükemmel olmalıyım
her şeyden önce mükemmellik, -başarılabiliyor olsa bile- sağlıklı bir hedef değil. mükemmel olmaya çalışmak, kişinin bir çok önemli noktada geride kalmasına neden oluyor. hatalar bizim bir parçamız. ve çoğunlukla doğruları öğrenmede en önemli öğretmenimiz. bir çok kez yanlışı bilmeden ya da yaşamadan doğruyu öğrenmek/anlamak pek de mümkün olmuyor. tabi bunun yanında mükemmellik aslında göreceli bir kavram; kıyaslama gerektiriyor. ve bir zaman sonra bu kıyaslama, size ait olmayan bir mükemmellik peşinde koşmanıza neden olabilir.
2. hayatım herkesten daha zor
herkes bir şekilde hayatında zorluklarla ve krizlerle karşılaşıyor. hayatımızın herkesten daha zor olmasını söylememiz biraz da kendimize acımaktan kaynaklanıyor olabilir -ki bu durumda başka bir sorunla karşı karşıyasınız demektir. kendimize acımamız bize hiç yardımcı olacak bir tavır değil. zorluklar bizi sorunlara karşı daha dirençli ve çözüm odaklı olmamızı, olgunlaşmamızı sağlayan durumlar… eğer problemlere nasıl baktığımız önemli. can sıkıcı engeller olarak gördüğümüzde aşmak için çok uğraşmak gerekebiliyor. ama problemler, hayatın bir parçası. sadece ilerlemek için çözmek gerekiyor.
3. umursamazsam, kurtulurum
erteleme, sihirli düşünceler ve kurtulma fantezileri hayatın gerçeklerinden bir süreliğine kaçmamızı sağlayabilir. ancak, gerçek her zaman önümüze gelecek. ve ne kadar uzatırsak gelişi o kadar kötü oluyor. o yüzden ertelemeden yüzleşmek en iyisi. mesela bizde şöyle bir alışkanlık var; hayır diyemediğimiz insanlardan köşe bucak kaçıyoruz. aradıklarında telefonu açmıyoruz vs. vs. bu kaçış, ne yazık ki sizin değerinizi başkalarının gözünde düşürmekten başka bir işe yaramıyor. olumlu veya olumsuz, ne söyleyeceğiniz önemli değil; ama nasıl söyleyeceğiniz ve samimiyetiniz çok önemli. kaçmamak her zaman kazandıran bir tavırdır.
4. çok gencim veya çok yaşlıyım
mesela oyuncu samuel l. jackson 43 yaşında 1991 yapımı olan spike lee‘nin “jungle fever” adlı filminde ödüllü bir rol almadan önce küçük rollerde oynayan bir oyuncuymuş. çoğu insan 40 yaşını milat gibi görüyor. yani 40’ına kadar bir şey yapamamışsan hayattan fazla bir şey bekleme. hayattaki beklentilerin, hayallerin veya hedeflerin gerçekleşmesinin yaşla bir ilgisi yok. gerçek şu ki; hiç bir zaman ne çok yaşlısınız ne de çok genç. her şey olması gerektiği zaman oluyor.
5. sadece mutlu olan biri değilim o kadar
belki de değilsinizdir. hatta mutlu olmak için yeterli seratonin salgılamadığını söyleyeni bile duydum. hayat mutluluk getirmiyor gibi görünebilir ama her zaman zorluklar olacak. bunun bir sonu yok. asıl sorun problemlere bakış açımızda. mutluluk, “olduğumuz” değil seçimlerimiz yoluyla “yarattığımız” bir şey. ve seçimlerimizin sorumluluğunu üstlendiğimizde, her seferinde daha bilinçli seçimler yaparak başkalarını veya şartları sorumlu tutmamayı öğreniriz. mutlu olmak, şartlara veya başkalarına bağlı değil.
6. insanları yargılamam
hepimiz insanları yargılarız. araştırmalar göstermiş ki; ilk yargıya 1 saniyeden hızlı bir sürede varıyormuşuz. bazı durumlarda, neyi nasıl yaptığımıza ve uyumuna bakarak yargıladığımız kişi kendimiz oluyoruz. dolayısıyla, sorun insanları yargılamıyor olmak değil yargıladığımızı fark edip en kısa sürede onun ön yargıya dönüşmemesini sağlamak. ama önce kendimizi affedelim.
7. kalbimi takip edersem her şey çözülecek
insanın kalbinin sesini dinliyor olması ve takip etmesi güzel bir şey. ancak, bunu çok da abartmamak lazım bence. yani mantığı ve önseziyi susturmamak kalbimizin istediğinin olabilirliğini bize gösterecektir. kısaca, dengeli olmakta fayda var.
8. seçeneğim yok
her zaman seçeneğimiz var aslında. kendi sonuçlarımız için başkalarını suçlamak çok kolay… veya kaderi. ama insan olmanın en önemli kısmı -yukarıda da değindiğim gibi- hareketlerimizin ve kendimizin sorumluluğunu üstümüze almak. yoksa küserek ve çaresizliğe sığınarak bir şey elde edemeyiz.
9. işim değerimi belirler
hayatın hiç bir tarafı değerimizi belirlemez. değerimiz, her hareketimizde ve sarfettiğimiz her sözdedir. kim olduğumuzdur. etiketler insanı bir yere kadar getirse de yakın planda herkes değerini kendi öz kimliğiyle ortaya koyar.
kendimize yalan söylemenin kötü tarafı, bizi yok edebilir; iyi tarafı ise hayatı daha zor kılabilir. üzerinde düşünmekte fayda var. kendinize yukarıdakiler gibi yalan söylüyor musunuz? ne tür yalanlar söylüyorsunuz veya başkalarını ne tür yalanlar söylerken görüyorsunuz? bunu nasıl etkisiz hale getirebilirsiniz? yorumlarda paylaşırsanız sevinirim.

