bir çok insan kişisel gelişimle yakından ilgileniyor olmalı ki kitapçılar kişisel gelişim kitaplarına epey yer ayırıyor. hepimizin hayatında -öyle ya da böyle- memnun olmadığı bir şeyler mevcut. bir çoğumuz da istediklerimize ulaşmanın yolunun değişimden geçtiğini biliyoruz artık. ancak, şöyle de bir gerçek var; bir şeyleri biliyor olmak ne yazık ki sonuç getirmiyor. çünkü sadece bilmek değil yapabilmek de önemli. yani bildiklerimizi hayata geçir(e)miyorsak bilmemizin hiç bir faydası yok.

etrafımız bu kadar olumsuzlukla doluyken kişisel gelişim kitaplarından öğrendiklerimizi hayata geçirmek o kadar da kolay değil aslında. öğrendiklerimiz ya da bildiklerimiz mutlaka hayatımızda bir değişim yaratacaktır ama onların öncesinde, değiştirmemiz gereken çok önemli biri var: kendimiz. çünkü değişim, dıştan içe değil içten dışa doğru gerçekleşen bir süreç. eski “biz”i hiç bir zaman yeni bir şeyler beklemiyor… beklemeyecek de. düşünce yapımızı değiştirmediğimiz sürece batı cephesinde yeni bir şey olmayacak. aslında bu -olumlu anlamda- içsel bir savaş; kimsenin hayatını kaybetmediği, kazananı istediği bir hayatın beklediği…

peki bu kadar zorsa, kişisel gelişim kitapları bir işe yaramıyor mu? aksine ben faydalı olduklarını düşünüyorum ama aynı zamanda öğrendiklerimizi hayata geçirme konusuna da kafa yormak gerekiyor. okuyup bir kenara koyduğumuz sürece hiç bir bilgi işimize yaramaz. kişisel gelişim sürecini hızlandırmak ve zaman içinde bildiklerimizi veya öğrendiklerimizi hayata geçirme gücünü elde etmek için basit ama çarpıcı bazı şeylere dikkat ederek sonuç almamız mümkün… şöyle ki;

kendinizi tanıyın

kendini tanıma, sadece beğendiklerin beğenmediklerinden ibaret değil; tam olarak nasıl bir insan olduğunu bilmekle ilgili. hayata nasıl bakıyorsunuz? insanlarla nasıl iletişim kuruyorsunuz? sizi tetikleyen unsurlar nelerdir? neler heyecanlandırır? kendini iyi tanıyan biri, duruşuyla kendine güven mesajı verir.

bu tür bir bilgi, kişinin kendisiyle ilgili düşünmeye zaman ayırması, düşünmesi ve rahatlık alanının dışına çıkmasıyla elde ediliyor. rahatlık alanının dışına çıkmak herkes için farklı şekillerde olabilir – elinize kağıt kalem alıp (telefonunuz tamamen kapalı olacak tabi) bir caféde uzun uzun oturup notlar almak bir örnek olabilir. aşina olmadığınız ortamlarda kendinizle ilgili çok şey öğrennebilirsiniz; ve daha önce zorlandığınızı düşündüğünüz konuları gözden geçirdiğinizde artık herşeyi başarabileceğinizi hissedebilirsiniz.

çevrenizde güzel insanlar olsun

güzellikten kasıt iç güzelliği tabi ki 🙂 dünyaya farklı ve yeni bir açıdan bakmanızı sağlayan insanlar. farklı şeyler yapan insanlar. içinizdeki şefkati, tutkuyu, cesareti ve dürtüyü ortaya çıkarmanızı sağlayacak insanlar. anlatacak hikayesi, paylaşacak armağanı ve öğretecek dersi olan insanlar.

sizi aşağı çeken insanlardan kurtulun

sizi aşağı çeken kişinin hayatınızı paylaştığınız kişi, çocukluk arkadaşınız veya işvereniniz olabileceğini de göz önünde bulundurursak, gerçekleştirmesi o kadar da kolay değil. gerçekten kurtulmak isteyip istemediğiniz ve bunu en iyi şekilde nasıl yapabileceğinizle ilgili iyi düşünmeniz gerekir. herkes için farklı sorunlar söz konusu. bazen kişinin içinde bulunduğu durumdan uzaklaşmak, bazen iletişimi yavaş yavaş azaltmak  bazen de bir nda sırtınızı dönüp bir daha geri dönmemek üzere uzaklaşmak şeklinde olabilir. kesinlikle söylemesi yapmaktan daha kolay; o yüzden kendinizi ve durumunuzu sizin iyi değerlendirmeniz gerekiyor. bazı durumlarda psikolojik destek almanız bile gerekebilir. o yüzden yardım alma konusunda ihmalkar olmamak en iyisi.

üç güzel şey

hergün gün içinde yapmak üzere üç şey yazın veya şükredeceğiniz üç şey. bu ‘bugün güneşli ve ılık bir hava olduğu için şükrediyorum’ kadar basit bir şey olabilir.

kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın

kendini kıyaslamasosyal medyanın kullanımı yaygınlaştıkça sosyal medya hayatımızın önemli bir bölümünü işgal etmeye başlamış durumda. bundan dolayı da çevremizle olan iletişimimizin önemli kısmı sosyal medya üzerinden olmaya başladı. öncelikle sosyal medya şöyle bir şey: olduğumuz kişinin kesilip biçilmiş ve işlenmiş hali. insanlar çoğunlukla kendilerini yansıtmıyor. kendimizin en iyi hallerini yansıtıyoruz. filtreleyip başkalarının görmesini istediğimiz yanlarını paylaşıyoruz – ve dürüst olmak gerekirse gerçek hayatta da pek farklı değiliz aslında.

dolayısıyla, facebook’ta dolaştığınızda bütün o güncellemeler, fotoğraflar ve yorumlar çoğunlukla bilinçli bir şekilde paylaşılıyor. herkesin çoğunlukla en iyi hallerini paylaştığı bir ortamda kendinizi bir başkasıyla kıyaslamanız anlamsız.

ancak daha da önemlisi kendinizi hiç bir şekilde birileriyle kıyaslamayın. çünkü herkesin hayatının dinamikleri farklı; alacakları sonuçlar da o dinamiklere göre. siz yapabildiğinizin en iyisini yaptığınızda herkesin dikkatini çekecek bir hareket yapmış olacaksınız.

yazın

ister herkese açık olarak ister kendi kendinize yazın, yazmak düşünceleriniz için şifa verici bir özelliğe sahip. nasıl yazacağınız tamamen size kalmış; yazmak için oturup özel zaman ayırabilirsiniz ya da aklınıza gelenleri sonradan yazıya dökmek üzere telefonunuza ses kaydı yapabilirsiniz. herhangi bir konuda…

yeni insanlarla tanışın

kırk yıl hatırı var

eğer içinize kapanık biriyseniz veya utangaçsanız, yeni insanlarla tanışma konusu sizi rahatlık bölgenizden çıkmaya zorlayacak bir sebeptir. yeni insanlarla vakit geçirmek, ufkunuzu genişletir ve farklı bakış açılarıyla farklı fırsatlar yakalayabilirsiniz. nasıl başlayacağınızı bilemiyorsanız arkadaşlarınızın arkadaşları her zaman en iyi başlangıçtır. kendinizi bir partiye, buluşmaya davet ettirin ve orada yeni bir kişiyle tanışmayı hedefleyin. spor salonuna gidiyorsanız biriyle tanışın ve bir sohbet açın. sık sık karşılaştığınız kişilere kendinizi tanıtın. kalabalık bir kafede tanımadığınız birinin masasını paylaşmak için izin alın.

eğer bunları yapma düşüncesiyle kalp çarpıntınız oluyorsa veya avuçlarınız terliyorsa – harika! hemen yapın! bunu yapmanın en kolay yolu önce iltifat etmek ve ardından açık uçlu bir soru sormak (‘peki … hakkında ne düşünüyorsunuz…’ gibi) veya sadece direkt olarak “merhaba, ne zamandır tanışmak istiyordum. adım… nasılsınız?”la başlayan küçük bir sohbet. zaman içinde siz de kendi yönteminizi oturtabilirsiniz.

eşya kalabalığından kurtulun

düzenli olunbazen eşyalarla duygusal bağ yaratırız. kullanmadığınız ve biriktirdiğiniz eşyalardan kurtulduğunuzda kendinizi daha güçlenmiş hissedeceksiniz. bu özgürleşmek demek. ayıklayın, çöpe atın veya ihityacı olan birilerine verin. gelecekte elde edeceklerinize yer açılsın. çoğu insan bu konuda zorlanır ama hayata geçirebilirseniz zihninizde farklı bir kapı açmış olursunuz. hayatı hafifletmek eşyalardan başlıyor aslında.

televizyonu kapatın

başkalarının duyguları sizin duygularınızı tetikler. bir filmin, sizi ağlatması ya da güldürmesi bu yüzden. gerçek olmadığını biliriz ama yine de kendimizi hikayeye kaptırıp duygusal tepki veririz. iyi bir film hangi duyguyu aktarmak istiyorsa sizde o etkiyi bırakır.

ancak, bu durum sadece filmlerle sınırlı değil tabi ki. magazin programları, yarışmalar, reality showlar ve hatta haberler kazanma hırsı, kıskançlık, kavga, acıma gibi yoğun duyguları tetiklemek üzere hazırlanıyorlar. insanları kavga ederken, tartışırken, şikayet ederken, ihanet ederken görmekten daha kötü bir şey yok. bizi olumsuz ruh haline sokacak bu programları seyretmenin insana herhangi bir faydası yok ne yazık ki. olumsuz duygular maalesef yine olumsuz duygularla besleniyor. seyrettikçe daha çok seyretme isteği gelir. bunun sonucunda hayata karamsar bakan biri olup çıkarsınız ve nedeni farketmeden hayatın size iyi davranmadığı sanrısına kapılırsınız. eğer düzenli olarak televizyon seyrediyorsanız, hatta düzenli olarak dizi seyrediyorsanız bir de 6 ay seyretmemeyi deneyin. ruh halinizde belirgin bir farklılık hissedeceksiniz -kendinizi daha dingin hissedeceğinizi rahatlıkla söyleyebilirim. yapılan bir araştırma her gün şu an vizyonda bulunanlar gibi dizileri izlemenin algıyı ciddi şekilde bozduğunu ortaya koymuş. seçim sizin.

doğayla içiçe olun

her gün temiz hava almak, parkta dolaşmak, sahile inmek veya sadece bulutları seyretmek için zaman ayırın. bu küçük kaçamaklar sizi ‘gerçek’ dünyaya yakınlaştıracak. her gün en az 45 dakikalık yürüyüş yapmak bile çok şey farkettirir, enerjiniz artar.

okuyun

 

okuyun

okumak, sizi bir çok hayatla, hatta belki de onlarca, yüzlerce yıl önce yaşamış birilerinin hayatıyla bağ kurmanızı sağlar. başka dünyalarla ilgili bakış açısı ve içgörü verir. oturduğunuz yerde içsel olarak büyümenizi, gelişmenizi sağlar. iyi bir okuyucu değilseniz, illa bir şeyler öğretecek eğitici bir kitaplarla başlamak zorunda değilsiniz. hoşunuza giden konulardaki kitapları okumanız, okuma alışkanlığınızı gelişmesine yardımcı olur. hatta en güzeli günde sadece 15 dakika kitap okuduğunuzda hem istikrarlı kitap okuyarak okuma alışkanlığınızı geliştirmiş olursunuz hem de farkında bile olmadan çok ciddi sayıda kitap okursunuz. bu süreyi uzatmanız gerekmez.

gerçi kişisel gelişim kitapları okuyor olabilirsiniz ama belki bir süre onların dışına çıkıp farklı konulardaki romanları okumayı deneyebilirsiniz. sürekli tek bir konuda bilgi edinmek bazen büyük resmi görmemizi engelleyebiliyor.

çocuksu bir espri anlayışı geliştirin

eğleninetrafınızdaki çocuklara dikkat edin. onları güldürmek çok kolaydır. espri anlayışları sevimli ve basittir -komik bir surattan aptalca bir şakaya kadar. kaygısız bir espri anlayışını benimseyin; böyle espri anlayışı olan arkadaşlarınızla biraz daha fazla vakit geçirebilirsiniz; komedi showlarını izleyin ve komik yayınlar okuyun. en azından haftada bir bu ruh halinde olmayı deneyin. gerçekten sağlıklı. ciddiyet asık suratla dolaşmak veya herşeyi ciddiye almak adına kontrollü olmak değil. hayat, ciddi olduğu kadar eğlenceli de olabilir.

bir hobiniz olsun

hobi için sayısız nedeniniz olabilir. yeni bir şey öğrenirsiniz, genelde yaratıcılığınızı geliştirir veya fiziksel sonuçları olur, yeni insanlarla tanışmanıza aracı olur, sizi rahatlık alanınızdan çıkarır, insanlarla iletişim kurarken ilgi çekici bir şeylerden bahsetme fırsatı verir. bir şeylerle ilgilenme konusunda tutkulu olmak güzeldir. çünkü tutkulu insanlar ilgi çekerler. herhangi bir konuyla heyecanlı, enerjik bir sevgiye sahip biri enerji vericidir ve insanlar olumlu enerjiye sahip biriyle iletişimde olmayı sever.

birini mutlu edin

insanları mutlu edinkim olduğu önemli değil; hiç tanımadığınız biri, bir arkadaşınız veya ailenizden biri… birinin gününü aydınlatmak için bir şey yapın, mutlu olsun. öyle büyük bir şey olması gerekmez. küçük sürprizler insanları şaşırtır.  insanlar üzerindeki bu etkinizi görmek kişisel gelişiminizde uzun soluklu bir etki yaratır. tabi devam ettiğiniz sürece bu etki büyür ve bulaşıcı hale gelir.

şimdi başlayın

kişisel gelişim yolculuğunuza başlamak ya da geliştirmek için hazırsanız yukarıdaki fikirlerden birini deneyin derim. hayatımızda yaptığımız küçük değişikliklerin toplamı büyük bir etkiye sahip.

hiç birimiz dört dörtlük değiliz. ancak kendimizi olumlu bakış açısına yönlendirmek üzere ne kadar çaba sarfedersek kendimize faydası o kadar büyük oluyor. amaç nirvana‘ya ulaşmak değil elbette; sadece, daha keyifli bir hayatı sağlayacak olumlu bakış açısıyla mutlu olmak.

iyi yolculuklar! 😉

0
Düşüncelerinizi paylaşmanızı çok isterim, lütfen yorum yapın.x